Erken pastırma yazı mı?

Aralık 2016 – Ağustos 2017 döneminde gözlenen soluksuz yükseliş performansıyla zamanı zirvesini 110 binli seviyelere taşıyan BİST-100 endeksi, eylül ayı süresince gözlenen satıcılı seyirle beraber 101 binli seviyelere kadar gerileyerek, 9 ayın arkasından ilk kez aylık bazda gerileme gösterdi.

Gelen tepki alımlarıyla beraber ekim ayına görece pozitif yönde süregelen endekste yeni haftaya başlarken arka arkaya gelen haber akışları yeni bir satış dalgasına yol açtı. Pazartesi günü haziran ayından bu yana ilk kez, kısa süreli de olsa, 100 bin seviyesinin altına sarkan endekste; önceki cumanın en yükseği ile pazartesi günkü en düşük göz önüne alındığında günlük bazda 5 bin puana yakın son aşama sert bir düşüş gördük. Bu düşüşün temelinde ABD ile vize mevzusunda yaşanmış olan gerginlik ve İdlib operasyonu kaynaklı artan jeopolitik risklerin ilk şok yer almakta idi.

Hafta başındaki son aşama sert düşüşe rağmen endeksin hafta süresince genel olarak oldukça kuvvetli bir duruş sergilediğini ve hatta perşembe günü 106 binlere doğru hareketlendiğini gördük. Aşağıda yer edinen haftalık endeks grafiğinden de görüleceği benzer biçimde yıl süresince en sert dalgalanmanın yaşandığı haftayı tamamlıyoruz.

Sadece hafta başından bu yana görülen harekete bakarak;

* Endeksteki yukarı yönlü iştahın korunduğu,

* Piyasanın şu an için 99-100 bin civarını pek kabul etmediği,

* 9 aylık soluksuz yükselişin arkasından gelen sert satışın ve genel olarak negatif haber-veri akışının yarattığı ruhsal baskının etkisiyle görülen en minik pozitif gelişmenin dahi ciddi bir rahatlama tesiri yarattığı benzer biçimde çıkarımlara varmak mümkün. Ancak, dönerek de şu şekilde bir masanın üzerindekilere baktığımızda bu hareketin kalıcılığını sorgulamamızın da yerinde olacağını söylemek lâzım. Masanın üzerindekilerden neyi kastettiğimizi küreselden yerele doğru kısa kısa ele alalım:

* ABD tarafında bilanço süreci genel olarak pozitif yönde başladı. Pozitif sonuçların devam etmesi kısa vadede küresel risk iştahını desteklemeye devam edebilir. Aksi durumda, zamanı zirvelerde olan ABD endekslerinin pahalı hâle geldiği mevzusundaki görüşler güçlenebilir.

* Merakla beklenen vergi düzenlemelerine ilişkin detaylar yakın dönemde Trump yönetimi tarafınca açıklandı. Söz mevzusu düzenlemelerin hayata geçirilmesini destekleyici yönde her gelişme küresel hisse senedi piyasaları üstünde pozitif yönde rüzgârların esmeye devam etmesini sağlayabilir. Ancak, bu düzenlemelerin gerçekleşme olasılığının zora girmiş olduğu algısı yaratacak gelişmeler küresel olarak ciddi bir satış dalgasına yol açabilir. Zira, yıl başından bu yana küresel piyasalarda gözlenen rallinin temelini, büyük seviyede, bu yolla küresel ekonomide en mühim paya haiz olan ABD ekonomisinin gelişme hızının artacağına yönelik beklentiler oluşturmakta.

* Yakın dönemde mühim bir risk unsuru hâline gelen ve tetikleyici etkiye yol açmasından kaygı edilen Katalanların bağımsızlık ilânı “şimdilik” ötelendi. Ancak, bu problem tamamen masadan kalkmadığı benzer biçimde İskoçya’nın İngiltere’den ayrılması için tekrardan referanduma gitmesi ihtimali de gündeme geldi.

* Son dönemde ekonomik verilerin de genel olarak kötü gitmediği Japonya erken seçime gidiyor. İbrenin Başbakan Abe’den yana olması şu an için Asya tarafında havanın genel olarak pozitif yönde kalmasını sağlıyor.

* Yüksek kredi büyümesi ve konut piyasasına dair endişelerin sürdüğü Çin tarafında son PMI (satın alma yöneticileri endeksi) verileri imalat ve hizmet sektörleri için zıt sinyaller verdi. Gelecek hafta yapılacak olan komünist parti kongresi sonrasında Çin kaynaklı oynaklıkların arttığı görülebilir.

* Yakın dönemde küresel jeopolitik risklerin tırmandıran Kuzey Kore kaynaklı haber akışları ara sıra sakinleşse de ciddi bir risk unsuru olarak izlenmeye devam ediyor.

* Bu hafta açıklanan FOMC tutanaklarında yöneticilerin enflasyondaki seyir kaynaklı olarak değişik görüşlere haiz olduğu görülmesi “güvercin” şu demek oluyor ki küresel risk iştahını destekleyici bir durum olarak yorumlandı (Dolayısıyla, piyasların 13 Ekim açıklanacak ABD TÜFE verisine hassasiyeti yüksek olacaktır; sadece bu verilerde geçen ay yaşanmış olan kasırga kaynaklı geçici sapma görülebileceğini de not edelim). Ancak, bu ay itibariyle 4.5 trilyon dolarlık bilançosunu küçültmeye başlamış olacak olan Fed’in oldukca büyük bir sürpriz olmadıkça aralık ayında bir faiz artırımına daha gitmesi oldukça olası. Yani, bundan sonrasında hem bilanço daraltan hem de faiz artıran bir Fed olacak; ki bu durum küresel olarak doların kıymetini artırıcı bir unsur.

* Fed’in yanı sıra Avrupa (ECB – mevcut varlık alım programını sonlandırabileceği yönünde beklentiler) ve İngiltere (BoE – yakın dönemde faiz artırımına gidebileceği yönünde beklentiler) merkez bankalarının da yakın dönemde mevcut genişleyici para politikası duruşundan daha sıkı bir duruşa geçeceği yönündeki beklentiler/açıklamalar da dikkate alındığında; son küresel krizin arkasından yaşanmış olan “düşük faiz – bol likidite” periyodunun somut olarak sonlanmakta bulunduğunu söyleyebiliriz; ki bu durum gelişmekte olan ülkeler açısından pek de iç açıcı bir durum değil.

* 6 Eylül’de kişisel nedenler dolayı çekilme ettiğini açıklayan Fed Başkan Yardımcısı Stanley Fischer’ın koltuğunun 13 Ekim itibariyle boşalacak. Şubat 2018’de vazife süresi dolacak olan Fed Başkanı Yellen’ın vazife süresinin uzatılıp uzatılmayacağı belirsiz. Yakın dönemde ihtimaller içinde değişiklikte Yelllen’ın yerine geçmesi olası olan aday sıralaması Trump’a sunuldu. Fed’in en eleştiri 2 koltuğunda bundan sonrasında kimlerin olacağı hâlen belirsizliğini koruyor. Gelecek adlar mevzusundaki ihtimaller içinde spekülasyonlar, piyasalar tarafınca göreceği kabul ve bu kişilerin “şahin – güvercin” sınıflamasında hangi tarafta yer alacağı da küresel piyasalardaki oynaklığı ciddi seviyede artırma potansiyeline haiz bir öteki eleştiri başlık.

* ABD ile Türkiye içinde vize mevzusunda karşılıklı atılan adımlar son haftaya damgasını vurdu. Yurtiçi piyasaların bu mevzuya dair gelen açıklamalara olan hassasiyeti ciddi seviyede artmış durumda. Şu ana kadar gelen açıklamaların karışık sinyaller verdiği görülüyor. Bu durumun, genel olarak Türkiye – ABD ilişkilerinde bir süredir gözlenen inişli çıkışlı seyrin bir tek “vize-büyükelçi” özelinde olmamasından kaynaklandığını söylemek mümkün. Bilhassa yakın dönemde dış ilişkiler mevzusunda Türkiye’nin Rusya ve İran’la yakaladığı ortak noktaları dikkate alındığında; 15 Ekim’de İran’ın nükleer antak kalma kurallarına uyup uymadığı mevzusunda Kongreyi bilgilendirmek zorunda olan Trump yönetiminin, İran ile P5+1 ülkeleri (ABD, İngiltere, Çin, Fransa, Rusya ve Almanya) içinde 2015’te imzalanan nükleer anlaşmayı

iptal edebileceği ve İran Devrim Muhafızlarının ABD terör listesine alabileceği yönündeki beklentiler ilerleyen günlerde değişik mevzularda da yeni tartışmalara yol açabilir benzer biçimde görünüyor.

* Kuzey Irak’ta meydana getirilen referandumun arkasından artan jeopolitik riskler, geçen hafta sonu süregelen İdlib Operasyonu ile beraber artmış durumda. Basında yer edinen haberlere bakılırsa, 8 Ekim’den bu yana bulgu meydana getiren Hususi Kuvvetler timlerinin görevlerini tamamlaması ve pozitif yönde rapor vermesi sonrasında, askerlerimiz 12 Ekim gece saatlerinde Türkiye, İran ve Rusya’nın garantörlüğünde uzlaşıya varılan çatışmasızlık bölgeleri için İdlib’e girmiş durumda.

* Dış ilişkiler tarafında, Türkiye – Almanya ilişkileri de sorunlu olarak değerlendirilebilir. Bilhassa 24 Eylül’deki Almanya Genel Seçimleri öncesinde tansiyonun arttığı görülmüştü. Seçim sonrasında tarafta oldukca ciddi bir gelişme gözlenmemekle beraber gelecek hafta toplanacak olan Avrupa Konseyi’nde gümrük birliği anlaşmasının güncellenmesi ve üyelik müzakereleri sürecinin seyrini etkileyebilecek ihtimaller içinde gelişmeler de gene yurtiçi piyasalardaki oynaklığı mühim seviyede artırabilme potansiyeline haiz.

* Gerçekleşen ve beklenen enflasyonda gözlenen yüksek seyre ek olarak, kur tarafında gözlenen yükselişin kalıcılaşması ihtimali ve 2018 yılı itibariyle yapılacak vergi ayarlamalarının TCMB’yi mevcut para politikası duruşunda bir miktar daha sıkılaştırmaya yönlendirme olasılığı da bir miktar ağırlık kazanacak benzer biçimde görünüyor.

Masanın üzerindekiler özetle bu şekilde. Görüntü bu şekilde olunca hafta başındaki sert satışın arkasından gözlenen toparlanma, şimdilik erken gelmiş bir “pastırma yazı” benzer biçimde görünüyor. Genellikle ekim ayı sonundan kasım ortasına kadar, şu demek oluyor ki sonbaharın sonuna yaklaşırken, güneşli ve hava sıcaklığının mevsime bakılırsa daha yüksek olduğu günler için kullanılan bir deyim “pastırma yazı (sıcağı)”. Sert havalara geçişten ilkin güneşli günlere veda anlamında bir nev’i. Bu dönem, bazı yıllarda birkaç kez yaşanabildiği benzer biçimde, kimi zaman asla görülmüyor; genel anlamda birkaç gün ya da yedi gün civarında sürüyor.

Teknik görünüme geçmeden ilkin son söz olarak; kısa vadede, mevcut tepki hareketinin sürdüğünü görmek de mümkün. Ancak, tepki hareketinin sıhhatli ve kalıcı bir yükselişe dönüşebilmesi için, bu hareketi destekleyici yönde en azından mevcut risklerde bir azalma görülmesi icap ettiğini düşünüyoruz. Diğer taraftan, payları Borsa İstanbul’da işlem gören şirketlere ilişkin 2017 yılı 3. çeyrek finansal sonuçlarının açıklanmasına kısa bir süre kalmış olması sebebiyle, önümüzdeki birkaç haftalık dönemde hisse bazlı, kârların beklenti-gerçekleşme performansına yönelik hareketlerin ön plana çıkabileceğini hatırlatmakta da yarar var.

Önceki haftalarda belirttiğimiz benzer biçimde endeksin ilk ciddi dip çalışmasını yapmış olduğu 100.000 – 101.400 aralığının kısa vadeli en eleştiri destek bölgesi olarak izlemeye devam ediyoruz. Bununla beraber, endeks, hafta başlangıcında gözlenen sert satışın etkisiyle, kısa süreli de olsa, ruhsal açıdan eleştiri olan 100 bin seviyesinin altına sarkarak 99.210 seviyesine kadar geriledi. Bu düzey, ABD ile ilişkilerde yaşanmış olan gerginlik ve İdlib Operasyonu sonrasında piyasada gözlenen ilk şok fiyatlamasında görülen en düşük düzey olması sebebiyle mühim. Bundan dolayı da, daha ciddi bir belirsizlik/risk durumuyla karşılaşılmadıkça kısa vadede bu düzey üstünde kalınma ihtimali yüksek. Ancak, negatif senaryoda, şu demek oluyor ki bu desteğin kırılması durumunda, satış baskısının artması ve bir sonraki kısa vadeli olası dip çalışmasının ortalama olarak 200 günlük hareketli averaja da karşılı gelen 96 bin civarlarında denenmesi beklenebilir. Diğer taraftan, endeksin 104.300 – 105.000 aralığı üstünde kalmış olduğu müddetçe tepki hareketini devam ettirmesi beklenebilir. Bu bölgenin altına sarkılması durumunda sırasıyla, 103.800, 103.000, 102.250 seviyeleri ara destek sunar olarak izlenebilir. Olumlu senaryoda; ortalama olarak 50 günlük hareketli averaj ve Aralık 2016 sonrasında gözlenen yükselen trende karşılık gelen 106.750 seviyesi kısa vadeli en eleştiri direnç konumunda. Bu direncin aşılması durumunda iyiden iyiye 107.500 ve 108.750 dirençleri radar girecektir. Teknik indikatörlerin genel olarak karışık sinyaller verdiğini söylemek mümkün. Yukarıda temel açıdan sıraladığımız gerekçelere ek olarak, teknik açıdan hacim tarafında gözlenen seyrin de son yükseliş hareketinin kalıcılığını sorgulamamıza yol açan unsurlardan bulunduğunu belirtmekte yarar var. Hacim (lot bazında) üstünde yer edinen lacivert renkli çizgi 5 günlük hareketli ortalamayı göstermektedir. Dikkat edilirse, yıl başından itibaren endekste gözlenen yükselişin averaj hacim tarafınca da desteklendiği; bu uyumun bozulmasıyla endeksin seyrinde ilkin karasızlığın devamında da satış baskısının öne çıkmış olduğu görülmektedir. Son tepki hareketinde ise averaj hacmin hemen hemen yatay bir eğilim göstermekte olması dikkat çekici. Olası yükseliş hareketlerinin averaj hacim tarafınca da desteklenmesi durumunda mevcut tepki hareketinin daha sıhhatli ve kalıcı hâle gelmesi beklenebilir.

Yukarıda dolar/TL’ye ilişkin saatlik fiyat grafiği içeriyor. Hafta başlangıcında yaşanmış olan gelişmelerin arkasından kurun son aşama sert bir yükseliş gerçekleştirdiği görüldü. Mevcut risk ve belirsizlik unsurlarında mühim bir iyileşme görülmedikçe kurun kısa vadede 3.59 – 3.60 TL altında dengelenme olasılığı zor görünmekte. Yakın dönemde 200 saatlik hareketli ortalamanın ara sıra destek olarak çalmış olduğu görülmekte. Ayrıca, ortalama 1 ay ilkin görülen en düşük düzey olan 3.38 TL’den, hafta başındaki gerginlikle beraber Asya seansı esnasında görülen zirve olan 3.79 TL’ye çizilen Fibonacci Düzelme Seviyelerinden % 38.2’ye de karşılık gelen 3.63 – 3.64 TL kısa vadeli mühim destek konumunda. Bu desteğin altına sarkılması durumunda 3.59 – 3.60 TL’ye doğru bir gerileme söz mevzusu olabilir. Diğer taraftan, ihtimaller içinde yukarı yönlü hareketlerde 3.69 – 3.71 TL aralığı ve devamında 3.75 TL civaarı kısa vadeli mühim dirençler konumunda. Ekstra bir gelişme olmadıkça, kurun, kabaca % 38.2 ile % 23.6 seviyelerine karşılık gelen 3.63 – 3.69 TL aralığında dengelenme eğilimine girmesi beklenebilir.

Bir önceki haberimiz olan Vatandaş faizli kredi kıskacında başlıklı haberimizde hakkında bilgiler verilmektedir.

No tags for this post.

Yukarı